22 Eylül 2018
  • Samsun24°C
  • Ankara22°C
  • İstanbul26°C

RIZKI VEREN HÜDÂ’DIR

Mert Varıcı

06 Ağustos 2018 Pazartesi 17:51

‘‘Bana rızk konusunda kuşları örnek almam nasihat edilmiş; ben de öyle yapıyorum. Geçim bahsinde kuş beyinlinin biri olmaktan üzüntü değil sevinç duyuyorum’’ demiş şair. Ne  demek istemiş olabilir?  Hud Suresi 6.  ayette âlemlerin rabbi Allah; ‘’Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah'a ait olmasın.’’ diye buyurmuştur. Yani bir serçe kuşun bile rızkını gönderen Allah’tır. Bu net, açık ve sarihtir.

Bu hafta sonu yapılan KPSS’nin devamı sayılan ÖABT (öğretmenlik alan bilgisi testi) sınavı gününde Samsun’da düzenlenen Triatlon ve bisiklet yarışları nedeniyle trafikte büyük aksama meydana geldi. Sınava yetişemeyen yüzlerce öğretmen adayı ve aileleri perişan oldular. Kapılarda kaldılar, yumrukladılar. Sınava giremeyip kapıda fenalaşan hamile bayanlar mı dersiniz, sürüne sürüne son dakikada kapıdan giren genç bayanlar mı dersiniz. Hangi birini desem bilemiyorum. Kısacası insanlar sefil oldu, dünyanın sonu gelmişçesine yıkıldı. Peki, neden böyle oldu? Bu hale nasıl getirildik? Gençler olarak önce bunu sorgulamak gerek. Bu memurluk sınavına milyonlarca genç giriyor. Yüzde kaçı atanıyor memur olabiliyor sanki. Herkes evlatlarını memur olmaya zorluyor. İnsanların zihnindeki itikadi sapmaya dikkat çekmek istiyorum. Devlet rızk kapısı haline geldi. Yazımın başında belirttiğim hususlara tekrar değinirsek, hani rızk kapısı Allah’tı? Neden memurluk Allah’tan daha güçlü bir rızk kapısı haline geldi? Neden Esma’ül Hüsna’da ismi Er-Rezzak olan Allah’a iman ettiği halde, rızkın Allah’a ait olduğunu bildiği halde, memur olmadı olamadı sınava giremedi diye, evlatlarına darılır Müslüman anne babalar? Ne zamandan beri Allah’tan daha rahmetli devletimiz oldu bizim?  Bu soruların cevabı yok. Ancak belki sebebi hususunda konuşabiliriz. Enes ibn-i Malik demiştir; ‘‘Resulullah (s.a.v) buyurdu ki, kimin ana gayesi dünya olursa Allah,  i­ki gözünün arasına fakirlik korkusunu koyar, işlerini de darmadağınık eder. Netice olarak; dünyadan da eline, ken­dine takdir edilmiş olandan fazlası geçmez. Kimin ana gayesi ahiret olursa, Allah onun kalbine zenginliğinden koyar ve işlerini derli toplu kılar, artık dünya ona ha­kir gelmeye başlar.’’ (Tirmizi, Kıyamet 31, Hds.: 2467)

 

Velhasıl, çok beğendiğim bilge bir düşünürün ifadeleri ile yazımı bitirmek istiyorum. ‘‘Milletin dinle, diyanetle bir derdi yok. Herkes geçim derdiyle meşgul. İnsanlar başlarını gözlerine kestirdikleri şeylere para yetiştirme endişesinden alamıyor. Türkiye’deki en etkin ve yaygın din “geçim derdi dini”. Globalizmin, küreselliğin dayattığı moda artık bu. Bundan başkası fasarya. Geçim derdi dininin en bilinen ibadet şekli “şimdilik böyle”  veya “bugünlerde böyle” tarzında tezahür ediyor. ‘’

Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.