16 Ocak 2018
  • Samsun11°C
  • Ankara1°C
  • İstanbul9°C

ARTIK “ALEYHİNİZE”, “TEK KELİME YAZMAM” BEN!../1

Ali Kayıkçı

18 Aralık 2017 Pazartesi 12:21

Saygıdeğer Okuyucularımız!..
 Bilindiği üzere, “Denge Gazetesi”nin  13-15 Kasım 2017 günlü nüshalarında; (“Bilmeyenler” öğrensin, “Okumayanlar” duysun): “DİKTATÖR” KİM, “FAŞİST” KİM; “ANTİEMPERYALİST” KİM?!..” başlığı altındaki köşe yazılarımıza aynen şöyle başlamıştık:
“Geçtiğimiz Ekim ayının son gününde görülü (TV ve İnternet/Genelağ) yayın organlarına düşen ve bir gün sonrasında ise yazılı basına intikal eden önemli siyasî gelişmelerden biri de “CHP Sözcüsü Bülent Tezcan”ın “Sn. Cumhurbaşkanımızı”, haksız ve mesnetsiz bir şekilde itham edip “FETÖ ağzı” kullandığı ve de “Türkiye ve Türk Düşmanları”nın ekmeğine âdeta yağ sürdüğü “seviyesiz ifadeleri” olmuştur. 
Sen; yarım asırdan beridir ata topraklarında dînini yaşamak isteyen, insanca bir hayât sürdürmek isteyen, kendi bayrağı altında hür ve müstakil olmayı dileyen… Uygur/Doğu Türkistanlı kardeşlerimize, akıl almaz işkenceler yapan “Pekin” zulmü karşısında sus, 
Sen; Müslüman Afganistan, Pakistan, Irak, Suriye, Libya… topraklarında aile ocaklarını, sanayi tesislerini, kurulu düzeni alt-üst eden, yer altı ve yer üstü servetlerine el koyan, insanları göçe zorlayan, iktidarları deviren, PKK’yı besleyip YPG/PYD ile işbirliği yaparak onlara binlerce tır silâh ve malzeme veren, Filistin halkına bir asırdan beri zulmeden,  vatanlarına el koyan, Kudüs’ten onları çıkarmaya ve Mescîd-i Aksâ’yı yıkmaya çalışan Siyonizm’e kol-kanat geren,   Metin Topuz isimli ajanın cep telefonu sebebiyle Türkiye’ye “nota vermek densizliğini gösteren”…  İsrail güdümündeki “Washington” yönetimine karşı sus, 
Sen; 2 asırdan beridir Yakın ve Uzak Doğu’da kurulu bulunan İslâm Devletlerini bir bir târih sahnesinden sinsice silen ve ayrılmak zorunda kaldığı o ülkelerde de bin bir ihtilâflı konular bırakmak suretiyle ırkları/milletleri birbirine düşüren “Londra” idaresine karşı sus, 
Sen;  dün “Demirperde” içine aldığı onlarca ırk ve medeniyeti “demir yumrukla” susturan, bugün KGB’si ile BM Güvenlik Konseyi’ndeki “veto gücü” ile ezdikçe ezen, “Kırım”ı ilhak eden “Putin Moskova’sına” karşı sus, 
Sen;  dün doğumuzda “Ermenistan”ı, güneyimizde Arapları, Afrika’da sömürenleri destekleyen, bugün Merkel Almanya’sı, Avusturya, Belçika ve Hollanda’sı ile Türkiye düşmanı PKK ve diğer terörist örgütlere kucak açıp destek veren “Paris” karşısında sus, 
Sonra da “Türkiye ve Türk Düşmanları”nın ekmeğine âdeta yağ sürercesine “AK Parti” ve “Sn. Cumhurbaşkanımıza” karşı “seviyesiz ifadeler” kullanarak konuş… 
Bu iç ve dış düşmanların topuna birden Sen;  “…fansurnâ alelkavmilkâfiriyn (Kahrolsun kâfirler)” (Kur’ân-ı Kerîm; Bakara Sûresi, âyet 286’dan) diyebiliyor musun?!.. O zaman bu millet ve bu ümmet seni alnında öpsün!..  
Ne gezer… Sen ancak milletimizin yaptığı seçimlerde 15 yıl iktidarda tuttuğu, yüzde 51 oyla Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturttuğu bir partinin Kurucu Genel Başkanı’na seviyesiz bir şekilde hakaretler savurur, yandaşlarına ve yukarıda adı geçen bütün şer odaklarına da şirin görünmeyi bilir ve becerirsin… 
Sen ancak; “Üstâd Gazeteci-Yazar, Em. Topçu Kurmay Albay M. Necati Özfatura”nın söylediği gibi, “ABD’nin stratejisi, CHP ve yeni kurulan parti ile Türkiye’yi yeniden Atlantik Cephesinin vesayeti altına sokarak taşeron olarak kullanmak. Bu amacın önündeki tek engel Erdoğan’dır. İşte Erdoğan düşmanlığının sebebi budur. İlk Körfez Savaşı’nda 70 ülke ABD’nin yanında (Koalisyon üyesi) idi. Ancak gelinen noktada ABD; PYD, PKK ve DEAŞ gibi terör örgütlerine muhtaçtır. PKK’nın uzantısı PYD’yi terör örgütü olarak görmeyen CHP de Atlantik Cephesinin üyesidir!.. Hatta ‘Sözcüsü’ de ‘Truva Atı’dır.  ABD, AB, FETÖ ve Türkiye düşmanları ile CHP aynı dili kullanıyor. ABD ve AB, Erdoğan’ı ‘diktatör’ göstererek Türkiye aleyhine olan tavrını meşrulaştırmak istiyor.” (Türkiye Gazetesi- 03.11.2017, s. 11) Dediği oyununda bir “maşa”sın!..”
Demiş ve sonrasında da şunları söylemiştik: 
“Sn. Başbakan Binali Yıldırım”ın, TBMM Ak Parti Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, “Tezcan”ın bu hakaretlerine sert tepki göstererek, “Şeddeli diktatör arıyorlarsa, geçmişlerine baksınlar, geleneklerine baksınlar” şeklinde cevap vermesi bize, Eylül-Ekim 2017’de yayınladığımız köşe yazılarından bir düzine kadarında bu “Sözcü”nün bağlı bulunduğu “CeHaPe”den doğrudan veya dolaylı olarak bahsetmiş olduğumuzu hâtırlattı. 
Bu yazılarımızda da “Sn. Başbakan”ın özellikle vurguladıkları bakılması gereken “geçmiş ve gelenek” ise bizlere hiç de iyi görünmedi, diyoruz ve bu vesile ile kaleme aldığımız bu “geçmiş ve gelenek”ten (1923-1950 yıllarına ait) bâzı satırbaşlarını şöylece bir defa daha gözler önüne serdikten sonra da buradan günümüze gelelim istiyoruz:

* “Eski Van Milletvekili merhum İbrahim Arvas Bey (Tarihi Hakikatler; İstanbul 2010) anlatmıştı. Lozan’ın gizli protokollerinde şu maddeler varmış:  1- Hilâfet kaldırılacak; 2- Şeriat yasaklanacak; 3-Türkiye İslâm’dan ve İslâm dünyâsından uzaklaştırılacak.”   (Mehmed Şevket Eygi-Millî Gazete; 26.02.2017, s. 3)
* “(Her şeyi) yaratan Rabbinin adıyla oku!.. O keremine nihayet olmayan Rabbindir. Ki, kalemle yazı yazmayı öğreten O’dur… İnsana bilmediği şeyleri O öğretti.”  (Kur’ân-ı Kerîm; Alâk Sûresi; âyet 1, 3, 4-5)
*   “Asra yemin olsun ki, insan mutlak bir hüsranda; ancak, îmân edip sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hep hakkı tavsiye edenler ve      sabrı tavsiye edenler müstesna!”    (Kur’ân-ı Kerîm-Asr Sûresi;  âyet: 1-3)
*  “…Allah’ın insanları birbiriyle önlemesi olmasaydı, yeryüzü mutlaka bozulup gitmişti.” (Kur’ân-ı Kerîm; Bakara Sûresi, âyet 251’den)  
  *  “Onlara, ‘Kâfirlere inanmayınız!’ dediğim hâlde, onlar kâfirlerin sözleri ile hareket ediyorlar. Şeytân onları aldatıyor.”,  “Doğru yol gösterildikten sonra Peygamber aleyhisselâma uymayan ve îmânda ve amelde mü’minlerden ayrılan kimseyi küfr ve irtidâdda bırakır ve Cehennem’e atarız. O Cehennem, çok kötü bir yerdir.”,  “Sakın hâinlerin savunucusu olma!..” (Kur’ân-ı Kerîm; Nisâ Sûresi, âyet 54, 59, 103 ve 105’den)                                                                                                                                            
*  “Sakın yeryüzünde fesâd çıkarma. Doğrusu Allah, fesâd çıkaranları sevmez.” (Kur’ân-ı Kerîm; Kasas Sûresi, âyet 77’den)
*  “…yeryüzünde fesâd çıkarmaya çalışanların cezası, ancak öldürülmeleri veya asılmaları yahut ayak ve ellerinin çaprazlama kesilmesi, ya da bulundukları yerden başka bir yere sürgün edilmeleridir. Bu, dünyâda onlar için bir zillettir. Âhirette ise onlar için büyük bir azab vardır.”, “Ey îmân edenler; Yahûdî ve Hıristiyanları dost edinmeyin! Onlar, birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse, kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zâlimler topluluğunu doğruya iletmez.”   (Kur’ân-ı Kerîm; Mâide Sûresi, âyet 33, 51)
*  “Doğrusu, Allah indinde (katında) makbûl olan din İslâm’dır. Kendilerine kitâb verilenler (Hıristiyanlar ve Yahûdîler) kendilerine ilim geldikten (hakîkat bildirildikten) sonra aralarındaki ihtirastan dolayı (İslâm dîni hakkında) ihtilâfa düştüler. Kim Allah’ın âyetlerini inkâr ederse, şüphesiz ki Allah, hesabı pek çabuk görendir.” (Kur’ân-ı Kerîm; Âl-i İmrân Sûresi, âyet 19)
*  “…Bugün sizin dîninizi kemâle erdirdim (dîninizin hükümlerini tamamladım), üzerinizdeki nîmetimi tamamladım ve din olarak da İslâm dînini (verip ondan) hoşnut oldum.” (Kur’ân-ı Kerîm; Mâide Sûresi, âyet 3)
*  “Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanlara sevgi göstererek, gizli muhabbet besleyerek, onları dost edinmeyin!” (Kur’ân-ı Kerîm; Mümtehine Sûresi, âyet 1)
*  “Mü’minler, mü’minleri bırakıp kâfirleri velî (dost) edinmesinler. Kim böyle yaparsa,  Allah ile ilişiğini kesmiş olur.”, “Ey îmân edenler! Eğer kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız, sizi îmânınızdan çevirirler, kâfir ederler!.”,  “Ey îmân edenler!  Sizden olmayanları dost edinmeyin! Sizi şaşırtmakta kusur etmezler, işlerinizin sarpa sarmasını arzu ederler. Görmüyor musunuz buğzları ağızlarından taşmakta. Sinelerinin gizlediği ise daha büyüktür. İşte size âyetleri açıkça bildirdik, eğer akl ederseniz.” (Kur’ân-ı Kerîm;  Âl-i İmrân Sûresi, âyet 28, 100, 118)
*  “Onlar sağır, dilsiz ve kördür, bu hâllerinden dönüp îmân etmezler!”, “Sen dinlerine uymadıkça, ne Yahûdîler ve ne de Hıristiyanlar, asla senden râzı olmazlar.”, “Ey îmân edenler! Sabır ve namâzla yardım isteyin! Şüphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir.”  (Kur’ân-ı Kerîm; Bakara Sûresi, âyet 18, 120, 153’den)
*   “Zulmedenlere meyletmeyin (yakınlık göstermeyin) ki, size ateş dokunur ve Allah’tan başka dostlarınız da yoktur, sonra kurtulamazsınız”  ( Kur’ân-ı Kerîm; Hûd Sûresi, âyet 113)
* “Kalbleri var, ama anlamazlar; gözleri var, ama görmezler; kulakları var, ama işitmezler. İşte bunlar hayvan gibidir, hattâ daha da aşağıdır.”, “Onları doğru yola çağırsan işitmezler. Sana bakarlar, ama görmezler.” (Kur’ân-ı Kerîm;  Araf Sûresi, âyet 179, 198)                                                                                                                                                                                        
*  “İşte biz böylece, kazandıkları günâhlardan dolayı zâlimlerin bir kısmını, diğer bir kısmına dost yaparız.”, “…Şu muhakkak ki, zâlimler felâh bulmazlar (kurtuluşa/muratlarına ermezler).” (Kur’ân-ı Kerîm; En’âm Sûresi, âyet 129, 137’den)  
*  “…Allah, mü’minlerle beraberdir”, “Sabrediniz; şüphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir.” (Kur’ân-ı Kerîm; Enfâl Sûresi, âyet 19, 46)        
*  “Size gönderdiğim İslâm dîninden râzıyım (yani bu dîni kabul edenlerden, bu dînin emir ve yasaklarlına tâbi olanlardan râzı olurum. Onları severim). Bu dinde olmak, ancak cömertlikle ve iyi huylu olmakla tamam olur. Dîninizin tamam olduğunu her gün bu ikisi ile belli ediniz.” (Hadîs-i kudsî-Taberânî)
*  “El vahdetü rahmetün ve’l-fırkatü azabün (Birlikte râhmet, ayrılıkta azâb vardır)”, “Allahü teâlâya Cebrâil aleyhisselâm gibi ibâdet etseniz, mü’minleri, Allah için sevmedikçe ve kâfirlere ve mürtetlere, Allah için düşmanlık etmedikçe, hiç birisi kabul olmaz.”, “Hikmetsiz kalb, harap ev gibidir. Şu hâlde öğrenin, öğretin! Fıkıh öğrenin, câhil olarak ölmeyin! Çünkü Hakk teâlâ, cahillik için mazeret kabul etmez.”, “Münâfığın alâmeti üçtür: 1-Konuştuğu zaman yalan söyler…”   , “Dînin temeli nasîhattır.”, “Hikmetsiz kalb, harap ev gibidir. Şu hâlde öğrenin, öğretin! Fıkıh öğrenin, câhil olarak ölmeyin! Çünkü Hakk teâlâ, cahillik için mazeret kabul etmez.”  (Hz. Muhammed “sallallahü aleyhi vesellem”)
*  “Allahü teâlâdan bana ulaşan her musîbette, Cenâb-ı Hakk’ın üç nimeti olduğunu gördüm. 1’inci nimet, musîbetin dindarlığımda meydana gelmeyişi idi. 2’ncisi, daha fazla olmayışıydı. 3’sü ise, Allahü teâlânın o musîbete karşı vaat ettiği mükâfattır. Ben de ona bakıyordum.” (Hz. Ömer “radiyallahü anh”)
*   “Küçük günâha devam eden büyük günâha, büyük günâha devam, küfüre (îmânsızlığa, inançsızlığa) götürür.” (Îmâm-ı Rabbânî “k. sirruh”) 
*   “Hiçbir kimse yoktur ki, dostu ve düşmanı olmasın. Mademki böyledir, o hâlde Allahü teâlâya ibâdet edenlerle beraber bulun, onları sev!” (İmâm-ı Şâfiî “rahmetullahî aleyh”) 
*  “Dîn hayatın hayatı, hem nûru hem esası/İhyâ-yı dinle olur, şu milletin ihyâsı!..” (Bediüzzaman Sâid Nursî)
*  “Muhammed aleyhisselâm, bütün insanlara ve cinnîlere gönderilmiş hak peygamberdir. Dîninin hükmü Kıyâmete kadar devam edecektir. Dîni, evvel gelen ve geçen peygamberlerin dinlerinin bâzı hükümlerini nesh etmiş, hükmünü kaldırmıştır.” (Süleyman bin Cezâ), “Allahü teâlânın bildirdiği her din, iki kısımdır: Îtikâd (inanılacak hususlar) ve amel (yapılması ve kaçınılması gereken hususlar). Bunlardan îtikâd, her dinde aynıdır. Îtikâd, dînin aslı ve temelidir. Din ağacının gövdesidir. Amel (iş) ise, ağacın dalları-yaprakları gibidir.” (İ. Rabbânî Ahmed Farûkî), “Allahü teâlâ, ilk peygamber Âdem aleyhisselâmdan beri, her bin senede bir peygamber vasıtası ile insanlara bir din göndermiştir. Bu peygamberlere Resûl denir. Her asırda, en temiz bir insanı peygamber yaparak, bunlar ile dinleri kuvvetlendirmiştir. Resûllere tâbi olan peygamberlere Nebî denir. Dinde, din âlimlerinin sözleri muteberdir. Târihcilerin sözü senet olmaz.” (S. Abdülhakîm Arvâsî “r. aleyh”)  
*  “Kötülere acımak, iyilere zulümdür. Zâlimleri affetmek, mazlumlara zulmetmektir.”  (Şeyh Sâdi Şirazî)
*   “Her günâh affedilebilir. Her günâhın cezâsı, muhakkak dünyâda verilmeyebilir, âhirete de kalabilir. Ama zalimin cezâsı hem dünyâda, hem âhirette verilmedikçe ölmez.” (Hüseyin Hilmi Işık “r. aleyh”-Sohbetler)                              
*  “Hakiki bir Müslüman, samimi bir mü’min; hiçbir zaman anarşiye ve bozgunculuğa taraftar olmaz.”  Said Nursî  (r. aleyh)
*  “İyilik yapmak iyidir. Fakat en tehlikelisi, kötülüğe alet olmaktır.” (Dr. Enver Ören; Sohbetler-14.11.1993) 
*   “Geçmişini iyi bil ki, geleceğe sağlam basasın!.. Nereden geldiğini unutma ki, nereye gideceğini unutmayasın!..” (Şeyh Edebali’nin Orhan Gâzi’ye Vâsiyetinden)
*  “İslâmlık terakkiye mânidir. Bu dinle yürünemez, mahvoluruz.” (Mahmut Esad Bey-İktisat Vekili; Ankara, 18.07.1923)
*  “Sultan Vahideddîn, hâin ilân edilerek 2 Kasım 1922’de saltanat kaldırılmış...”, “3 Mart 1924’te ‘Tevhid-i Tedrisat Kanunu’ ile hilâfet ilga olunarak Halife ve ailesi sınır dışı edildi. Böylece devletin dinî karakterini ortadan kaldıran inkılâplar safhası açılmış, medreseler, kadılıklar ve ardından da tekkeler kapatılmış; medrese binaları, vakıf olmalarına rağmen maliyeye devredilip şahıslara satılmış, tasavvuf, şeyhlik ve müridlik yasaklanmış, tekkelere el konulmuş,  şer’î hukuk tatbikattan kaldırılmıştır.” (Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci-Hayatı ve Hâtıralarıyla Seyyid Abdülhakîm Arvâsî; s. 118) 
 *  “H. Hilmi Işık Efendi anlattı: Efendi Hazretleri, ‘İslâmiyetin iki hâmisi vardı. Zâhirini (dışını) Osmanlılar, bâtınını (içini) da Nakşî büyükleri muhafaza ettiler. Onun için bazıları bu ikisine düşmandırlar’ buyururdu. Bir defasında da, ‘Bu milletin çektikleri, Sultan Aziz’e yapılanların cezasıdır. Sultan Hamid’e daha sıra gelmedi’ buyurdular.” (Prof. Dr.  Ekinci: A.g.e.: s. 108) 
*  “(1919-1922) Yunanistan’ın ülkemize verdiği zarar 5 milyar lira (4.762 ton altın=190 milyar dolar). Lozan Barış Antlaşması madde 59: Yunanistan, savaş yasalarına aykırı olarak Anadolu’da Yunun Ordusunun ya da yönetiminin eylemlerinden doğan zararların onarımını tanır. Öte yandan, Türkiye, Yunanistan’ın savaşın uzamasından ve onun sonuçlarından doğan parasal durumunu göz önünde tutarak onarım konusunda Yunan Hükûmetine karşı her türlü talebinden kesinlikle vazgeçer.” (Fuat Uğur-Türkiye Gazetesi; 03.05.2014, s. 9)
*  “Masa başında toprak nasıl kaybedilir, içimizdeki hainleri anlatalım: Lozan Barış Antlaşması madde 129: ‘Türk Hükûmetince Anzak (Arıburnu) bölgesindeki toprak parçaları İngiliz İmparatorluğuna bırakılacaktır…’ Evet, uğruna 253 bin şehit verdiğimiz Arıburnu, İsmet İnönü tarafından İngiltere toprağı hâline getirilmiştir. Gelibolu Arıburnu sahilinde Türk Devleti asker bulunduramaz, hiçbir şey inşâ edemez.” (Dr. Mehmet Hakan Sağlam-Türkiye Gazetesi; 28.02.2015, s. 12)
*  “1924’te, Halifenin kovulmasını ve Hilâfetin ilgasını tenkid eden Trabzon Mebusu (Milletvekili) kahraman Ali Şükrü Bey, alçakça şehîd edilmiştir.” (M. Şevket Eygi-Millî Gazete; 20.12.2016)

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.