19 Ocak 2018
  • Samsun5°C
  • Ankara0°C
  • İstanbul3°C

“AJANS PRESS” Mİ NESİN, “YUTTURDUM BUNU” SANMA!..

Ali Kayıkçı

27 Aralık 2017 Çarşamba 10:39

* “Oku o yaratan Rabbinin adıyla!.. Oku, o keremine nihayet olmayan Rabbindir, kalem ile yazmayı öğreten O’dur. O, insana bilmediği şeyleri öğretti. Sakın okumamazlık etme!..  Çünkü insan,  muhakkak azgınlık eder.” (Kur’ân-ı Kerîm; Alak Sûresi, âyet 1, 3-6)
*    “Sakın hâinlerin savunucusu olma!..” (Kur’ân-ı Kerîm; Nisâ Sûresi, âyet 105’den)
* “Güzel bir söz; kökü yerde sabit, dalları semâda olan güzel bir ağaç gibidir. Yemişlerini Rabbinin izniyle her zaman verir. Habîs (kötü) bir söz de yerinden sökülmüş, kökü olmayan kötü bir ağaca benzer.”  (Kur’ân-ı Kerîm; Tibyân Tefsîri-İbrahim Sûresi, âyet: 24-26’dan)
* “Habîs söz söylemek, habîs adamlara lâyıktır. Habîs adamlara, habîs kelâm yakışır.”  (Kur’ân-ı Kerîm- Mevâkib Tefsîri; Nûr Sûresi, âyet: 26’dan)
*   “Bizi aldatan, bizden değildir.” , “Bazı şiirler, elbette apaçık bir hikmettir…”, “Hikmetli söz müminin yitiğidir. Onu nerede bulursa, hemen alır.”,  “Büyüleyici sözler gibi, hikmetli şiirler de vardır...”,  “Şâir Hassan’ın sözleri, düşmana ok yarasından daha tesirlidir…”,  “Şiir, bir söz ki, güzeli daha güzel, çirkini daha çirkindir...” (Hz. Muhammed “sallallahü aleyhi vesellem”)  
*  “Öldükten sonra yaşamak isterseniz, ölmez bir eser bırakınız!..”  (Hz. Ali “r. anh”)
 * “Kitap, istikbâle yollanan bir mektuptur.”  (Mevlânâ Celâleddîn Rûmî “r. aleyh”)   
 *“Bir şehir için olmazsa olmaz üç şey vardır: Kanalizasyon,  hamam, kütüphâne.   Kanalizasyonla şehrin kirlerini yıkarız, hamamda bedenlerimizi, kütüphânelerde ise rûhlarımızı…”   (Fâtih S. Mehmet)     
*   “Söz ola kese savaşı, söz ola kestüre başı/Söz ola ağulu aşı, bal ile yağ ide bir söz. Kişi bile söz demini, dimeye sözün kemini/Bu cihân cehennemini, sekiz uçmağ ide bir söz.” (Yûnus Emre)
*  “Bizce şiir, mutlak hakikati arama işidir…”, “ Mutlak hakikat Allah’tır.”, “…şiirin gâyesi, ilk dayanak ve çıkış noktası olarak din temeline muhtaçtır. Şâir, madde değil de mânâ hâlinde câmi kapılarının önünü dolduran Allah dilencilerinin en güzelidir.” (N. Fâzıl Kısakürek-Çile; s. 372, 373, 387)
*  “Şâir, milletin göğsünde kalbi gibidir; şâiri olmayan bir millet, bir yığın topraktır.” (M. İkbal)
*  “Edebiyatımızın münhal memuriyeti, benim nazarında şâirlikten önce münekkidliktir.” (Necip Fâzıl Kısakürek; Ergun Göze-İçimizden 30 Kişi, s. 172)
*  “Münekkid: Edebiyat veya sanat eserini değerlendiren, eleştiren kişi; eleştirmen, tenkitçi” (Sözlük)
* “Eleştirilmek, bilim insanı için olmazsa olmazdır… Çünkü bilim insanını yetiştiren ve     geliştiren; görüşleriyle ilgili yapılan yapıcı eleştirilerdir. Çalışmalarımla ilgili yapıcı ve yol gösterici eleştirileri dört gözle okuyuculardan beklediğimi bir kez daha ifade etmek istiyorum.”   (Prof. Dr. Mahmut Aydın-OMÜ Rektör Yardımcısı-Denge Gzt. 19.08.2014, s. 3.)                    
*    “Bilgilerin doğru olması kâfi değil. Esas olan yazarıdır. Yazarının rûhâniyyeti satırların arasında dolaşır. Yazan ihlâslı birisi ise, okuyan istifâde eder. İhlâslı değilse, fâsıksa, habîs rûhu kitâba aks eder. Okuyan zarar görür de haberi bile olmaz. İşte,  Müslümanlar böyle kitâpları okuyunca kalblerinde bir kararma meydana gelir. Kitâbı yazan, yazdığından daha mühimdir. Temiz su, temiz borudan geçerse temiz olur. Temiz su, pis borudan geçerse temiz olur mu?.. Pis borudan akan sudan şifâ olmaz.” ( Hüseyin Hilmi Işık “r. aleyh” Efendi; Eyüp/İstanbul, 1911- Eyüp/İstanbul, 2001)                          
*  “Kitap insanı, insan dünyâyı değiştirir.”   (Hekimoğlu İsmail/Ömer Okçuoğlu)
*   “Dünyâyı nasıl insansız düşünemezsek, insanı da kitapsız düşünemeyiz.”   (Suut Kemâl Yetkin)                                                                         
*   “Öğretim müfredatlarına kendi tarihimizi kötülemek, yok farz etmek, küçük göstermek için her şeyi koyduk. Batı’nın yetersiz dünya görüşüne özenen şahsiyetsiz, mukallit, cüce, suni hedefler önümüze kondu. Kültür ve irfan işgalcilerinin ev sahibi olduğu, hakiki ev sahibinin ise kendi fikrî evine yabancılaştığı bir hava doğdu. Evlatlarımız, millî şuur ve şahsiyetten uzak kaldı.  Millî Görüşçü Eğitim Sistemi’nde, ahlâk ve maneviyat esas olacaktır. Büyük ve şanlı tarihimle iftihar eden, mazisine bağlı, anane ve örflerini muhafaza eden, her türlü taklitçilikten uzak, yeni nesilleri yetiştirmek olacaktır. Böylece bugünkü maddeci ve renksiz eğitim yerine gerçek millî eğitim kurulacaktır.”  (Prof. Dr. Necmettin Erbakan)
*    “Bir toplumu bozmak mı istiyorsunuz, önce dilini bozunuz.” (Vladimir İliç Ulyanov Lenin; 1870-1924)
*     “Dinini, dilini ve millî-mânevî değerlerini kaybeden milletler, tarihten silinmeye mahkûmdurlar.” (Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk-Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayı; 24.03.1993) 
*  “Milletler, aynı dili konuşan değil, aynı kültürü paylaşan topluluklardır.” (Gürbüz Azak-Türkiye Gazetesi, 12.12.1997, s. 2)
*  “Bir milleti yok etmek için tarihte Romalıların uyguladıkları, onlardan İngilizlerin aldığı en önemli metod, milletin dilini unutturmak var. Bir milleti tarih sahnesinden silmek için en önemli metod, Batıda da herkesin     bildiği, o milletin dilini yok etmektir.” (Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu ve Türkçe)
*  “Millî dil, sâdece yaşayan nesillerin dili değildir. O, geçmiş ve geleceği ile bir milleti kucaklar. Onun için, milletler ve devletler, ‘millî dil politikalarını’ sâdece yaşayan nesillere göre değil, geçmiş ve geleceklerini de düşünerek plânlamak zorundadırlar. Halk, ‘yaşayan dille’ konuşur ve yazar, fakat aydınlar, hiç olmazsa kendi sahalarında ‘en geniş mânâsı ile millî dilini’ anlamak mecburiyetindedirler.” (S. Ahmet Arvâsî-Size Sesleniyorum)  
*  “Bir milleti yok etmek isterseniz askerî istilâya lüzum yoktur; târihini unutturmak, dilini bozmak, dîninden soğutmak ve dolayısıyla mânevî değerlerini, ahlâkını yozlaştırmak kâfidir.” (Peyami Safa)
*  “Bizce şiir, mutlak hakikati arama işidir… Mutlak hakikat Allah’tır…”,  “Şiir, Allah’ı sır ve güzellik yolundan arama işidir… Şiir, türlü tecelli yoluyla Allah’tan gelir; ve bütün bu perdeleri devirerek Allah’a yol açmaya doğru gider…”,  “Şâir odur ki; renk, çizgi, ses, ahenk, hacim, pırıltı, ışık, buud, hareket, eda, mânâ, her tecelliyi şiir, şiiri de Allah için bilir…”, “Renk renk hâtıralarım,  oda oda silindi/Anne kokan bir Türkçem vardı, o da silindi.”, “Batı dargın, Doğu dargın, gök dargın/Ön, ard, üst, alt taşla örülü kaldı. Hâsılı, yaktılar baba evini/Ne sözü, ne izi, ne külü kaldı. Çözdük her müşkülü derlerse, de ki:/Sonunda var olma müşkülü kaldı.”   (Necip Fâzıl Kısakürek-Çile)
*  “Şiir, nesirden bambaşka bir hüviyettedir. Şiir duygusunu lisan hâline getirinceye kadar yoğurmak, onu çok toplu bir madde hâline sokmak, o kadar ki, mısra güyâ hissin ta kendisi imiş gibi okuyucuya samîmî bir vehim vermek”tir.  (Yahya Kemâl Beyatlı)
*    “Türkçeye mâlolmuş, milletimiz tarafından anlaşılan ve kullanılan Arapça ve Farsça asıllı kelimeleri atarken, asıl hedefleri, Türk insanının dinî inancı ile olan bağlarını koparmaktı.”  (Prof. Dr. İsmet Miroğlu-Türkiye Gzt. 27.11.1995)
*  “Dil bize, hem dînî ve hem de millî bir emanettir.” (M. Hâlistin Kukul; Denge Gazetesi; 10.10.2016, s. 8)
*  “TÜİK: Türkiye İstatistik Kurumu” (Sözlük)
*  “BİK: Basın İlân Kurumu” (Sözlük)

S
aygıdeğer Okuyucularımız!..
Bilindiği üzere; gerek günlük yazılı ve gerekse de görülü basın-yayın organlarının haber kaynakları, iki kanaldan beslenmektedir. Bunlardan birincisi, kendi eleman/muhabirleri vasıtasıyla derledikleri/topladıkları bilgiler, diğeri de bu işleri profesyonel meslek edinmiş “Haber Ajansları”dır.  Bu ajanslar; temin ettikleri bilgileri,  resim/görüntülerle birlikte abonesi olan kuruluşlara gönderir/iletirler. Bunları alan (bilgisayar ekranlarında gören) yazı işleri/haber servisleri de uygun bir şekle sokarak (başlık altında toplayarak) okuyucu/dinleyicilerine sunarlar.
Bundan yaklaşık 1,5 yıl kadar önce “Türkiye Gazetesi”nin 12 Haziran 2016 günlü nüshası arka sayfasında aynen şu haberi okuyup “Haydi Baba!.. Lâfı, Ne Demek Beyler?” başlığı altında “Denge Gazetesi”nin 21 Haziran 2016 günlü nüshası 14’üncü sayfasında köşemize taşıdık ve ondan bu bilgileri aynen aktardık:
“Devletin Kaybı Yıllık 5 Milyar Lira. 257 milyar lira havaya uçtu. Sigara İçmeseydik… 56 Yavuz Sultan Selim Köprüsü, 11 Atatürk Barajı, 46 Marmaray, 10 Nükleer Santral ve 6 GAP Projesi inşa edebilirdik. Geçen 10 yıl içerisinde içilen 1 trilyon 311 milyar adet olan sigaraya verilen para ile bunlar ülkeye kazandırılabilirdi.” 
Sonra da hâtırlanacağı üzere; “İçmeyen ‘zıkkımı’ zaten içmiyor, içenlerin ise şöylece bir kendilerine gelmeleri bakımından bütün bu yazılanlara ilâveten bizim de dilimizin ucuna gelen bâzı sözler var. Bunları mısra-mısra sizlere sunalım istedik” demiş ve “Duman olan paraya bak/Hasta düşün saraya bak/Ciğerdeki yaraya bak/Sorsam akıldânesin sen/Eldeki sigaraya bak!” diye başlayan “hicviye”mizi sunmuştuk…
28 Kasım 2017 günlü yine “Türkiye Gazetesi”nin 1 ve 4’üncü sayfalarında “56 Adet Köprü Buhar (Duman) Oldu!” başlığı altında “Ajans Press”in derlediği bilgiler kaynak gösterilerek, bu defa da şunlar söylenmektedir:
“Türkiye’de 2006-2015 yılları arasında sigaraya harcanan para dudak uçuklattı. Söz konusu dönemde 256,7 milyar lira havaya uçarken, iç piyasada bir trilyon adedin üzerinde sigara satışı gerçekleşti. (…) Yapılan hesaplamalara göre; son on yılda sigaraya harcanan parayla 56 Yavuz Sultan Selim Köprüsü, 11 Atatürk Barajı, 46 Marmaray, 10 Nükleer Santral ve Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) yapılabileceği dikkat çeken ayrıntılar arasında yer aldı."
 1,5 yıl önceki bilgilerin asıl kaynağı olan sigara içimi sanki yerinde saymış, hiçbir değişiklik olmamış gibi, masa başında hazırlanan bir haberi tekrar servis etmek ve nasıl olsa abonelerimiz ve onların (ve bu arada da Türkiye Gazetesi’nin) okuyucuları yutar, diye düşünmek de neyin nesi? Diye soruyor ve adı geçen her iki kuruluşu da “okuyucuya doğru ve taze bilgileri verme/sunma bakımından saygı”ya dâvet eyliyoruz…
Diyor ve bu hususta kaleme aldığımız aşağıdaki mısralarımız ile Siz Saygıdeğer Okuyucularımızı başbaşa bırakıyoruz…
Kalbî sevgi ve saygılarımızla…
    = = = * = = =
“Ajans Press” mi nesin, “yutturdum bunu” sanma;
“…15’in sonrasında”, yok mu “mereti içen?!..”
“TÜİK”e bi soruver, “eski haber”e kanma!..
“Reklâmların güzel” de, sana “kim değer biçen?!..”
“Doğru ol/dosdoğru kal”; “ne aldat, ne aldanma!..”

“Yalancının foyası”, “dökülür bak boyası”;
“Bir çift göz dikkat eyler”, “sarsılır fiyakası”;
“Oturan Muhabir”in, “bozuldu bak cakası!..”
“Ajans Press” mi nesin, “yutturdum bunu” sanma;
“Köprü” kurdun yalana, “al eline makası!..”

“…16’dan kesiver”, “…17’ye yapıştır”;
“18 ay” ne oldu, bu nasıl bir iştir?!..
Bi “sor şu Muhabir”e, bu nereye gidiştir?!..
“Ajans Press” mi nesin, “yutturdum bunu” sanma;
Bu yeni bir devir mi, yoksa ki bir “finiş”tir?!..

“Sahur Yemeği” gibi, “ısıtıp” getirmişsin; 
“İtibârı/güveni”, nasıl da bitirmişsin;
“Türkiye”yi atlatıp, “sofraya” oturmuşsun!..
“Ajans Press” mi nesin, “yutturdum bunu” sanma;
“Ajan gibi” çalışan, bir yol tutturmuşsun!..
 
“…16” ve “…17”, “yasaklı mı sigara”;
“50 milyar” uçmadı, “kasa da mı bu para?”;
“TÜİK”ten bi sor-öğren, “düşünme öyle kara!..”
“Ajans Press” mi nesin, “yutturdum bunu” sanma;
“Telefon”dan da yakın, şimdi sana Ankara!..  

KAYIKÇ’Ali “Şâir”sin, bundan önce “Muhabir”;
“Gazeteci şiarı”: “Daima doğru haber”;
“Âhiret” var “âhiret”, bundan önce de “kabir!..”
“Ajans Press” mi nesin, “yutturdum bunu” sanma;
“BİK” ne der, nasıl söyler; uyuyorsan uyanma!..

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.